Yeni Üye | Üye Girişi | Sipariş Takibi | Favorilerim | Detaylı Arama | Yardım | Bize Ulaşın | Şifremi Unuttum | Bayi Girişi | Blog
Google+ FaceBook Twitter
Popup

adet sepetinize eklenmiştir.

Toplam Fiyat:
Arkadaş Kitabevi > Kitap > Yapı Kredi Yayınları > Bir İmparatorluk İki Saray (Türkçe) 2.Baskı
Bir İmparatorluk İki Saray (Türkçe) 2.Baskı

Bir İmparatorluk İki Saray (Türkçe) 2.Baskı

Yapı Kredi Yayınları
Adet:  
Seçtiğiniz adet sepete eklenecektir.
Fiyatlarımıza KDV dahildir.
%26 İndirim
Arkadaş Fiyatı: 81,4 TL
Etiket Fiyatı: 110 TL
Kazancınız: 28,60 TL
Kazanacağınız Puan: 163
Twitter Facebook Google + Tumblr More
Ürün Açıklaması
Yazarin Türk tasarim ve sanat mirasinin yaratilmasinda 500 yillik bir zincirin altin halkalari olan Topkapi ve Dolmabahçe saraylari, Dogu ve Batinin yaratici düsüncelerini birbirine baglayan çok özgün yapilardir. Düsüncesinden hareket ederek hazirladigI Bir Imparatorluk Iki Saray Topkapi Sarayinda, oradaki büyük iradeyi kullananlarin, varliklari tasarlayanlarin, üretenlerin, basarilari ve basarisizliklari yasayanlarin seslerini bugüne tasiyor. Ardindan Dolmabahçe Sarayinda yasanan sasirtici devrimin izlerini sürerken sanayi devriminin sesini duyuruyor bize. Öte yandan bu iki sarayin yapimi sürecinde yasananlarin sadece mimari mekânlar içinde kalmadigini, birbirini tamamlayan birçok degisik tasarim ve yaraticilik yarisinin sentezini sundugunu gösteriyor. Kitap, iste bu 500 yillik uzun yaraticilik yolunun çok kisa bir öyküsü.

Tadimlik


SEDAD HAKKI ELDEM HOCAMIZIN BAKISIYLA
BIZE AKTARDIGI ESKI SARAY

1960li yillarda Güzel Sanatlar Akademisi ögrenciligimde önce Topkapi Sarayi arastirmalarinin rölöveleri için fotograf çekimlerinde Sarayin en bilinmedik yerlerine girmemi saglayan, sonra da Türk Evinde Mekân Organizasyonu ve Odalar isimli tezimin temel tasi olan hocam Sedad Hakki Eldem, Topkapi Sarayi ile baslayan yakinligini ve bizlere anlattiklarini, daha sonra kitabinda söyle özetlemisti:
(...) 1924 senelerinde Cagaloglunda Sanayi-i Nefise Mektebine girmistim. Bu siralarda civarda yeni kesfettigim Topkapi Sarayina uzun seneler sürecek ziyaretlerime baslamistim... Topkapi Sarayi benim için bitmez tükenmez bir güzellik hazinesi idi. Ayni zamanda esrarengiz, kendi içine kapali ve kesfedilmesi gereken, dünyada benzeri olmayan bir mimari eserdi. Benim o zamandan beri merakimi çeker, beni teshir ederdi.
Orta Kapidan Sarayin içine girisinizden itibaren o atmosferin tutsagi olurdunuz. Zaten Saraylilarin ve Enderunlularin, Musahiplerin çogu, cücesine varincaya kadar, hâlâ orada idiler ve sizi temennalariyla karsilarlardi.
Haremin bilinmeyen, el degmemis, 1908 senesinde nasil birakildiysa o sekilde kalmis odalarini, avlularini ve divanhanelerini görürdük. Su kapinin arkasinda ne var? Hünkâr Hamami külhaninin üstündeki odalar nasil? Aklimizda bu sorularla dolasirken, surasi, burasi, her yer önümüzde açilirdi. Valide tasliginin etrafindaki üst kat odalari, ahsap bölme ve asma katlar, sayisiz dar merdivenleri, sira dolaplariyla karsimiza çikar, buralari, dokunarak, tirmanarak, kapi ve kapaklarini açarak tanir, kesfederdik.
Bu kat kat boya görmüs ahsap islerin 17. yüzyila kadar uzanan eski tarihleri vardi. Hasirlar, dösemeler kimi yerde yerli yerinde, kimi yerde sarilmis, bazen de paçavra halinde karsimiza çikarlardi. Hiçbir duvar sathi yoktu ki üzerinde, kat kat, üst üste kalemle oynatilmamis olsun. Bazi odaciklar, dehlizler de tavana o kadar yakindi ki adeta içlerinde dik duramazdiniz. Bu yerlerin hepsinde yüzlerce insan, genç kadin ve cariyeler oturmus, buralara renkli, nadide giysileri ve renkli Sarayli varliklariyla can katmislardi.
Atmosfer öylesine eski yasami canlandirirdi ki bütün bu insanlar bir an için bizden ürkerek uzaklasmislar da, her an geri dönebilirlermis gibi bir hisse kapilirdik. Sarayi bu sekilde gören bir daha asla o zamanki intibalarini, o heyecani ve tükenmez sürprizlerle dolu anilari unutamaz. Her yerde kenara atilmis nadir ve kiymetli esyalara ve parçalara rastlayabilirdiniz. Küme halinde birikmis çiniler, sayisiz yazi levhalari, bir Kâbe maketi ve daha nice bunlar gibi terk edilmis parçalarla karsilasirdik...
Sedad Bey, kitabinda Sarayin tarihi hakkinda aktarilan bilgileri de söyle toplu olarak özetliyordu:
... Fatih hazretleri fetihten sonra ilk önce vezirleri ve komutanlarina ve kullarina ilam ve ilan etti ki bundan sonra tahtim Istanbuldur ve bunun tasdiki için sur tamiri ve bazi kendi istirahati ve için... Arap ve Acem ve Rumdan maharetli mimarlar ve mühendisler getirip kendi sagduyusu ve yol göstericiligi ile az zaman içinde büyük bir saray, eksiksiz meydana geldi...
... Ancak padisahin sehrin ortasinda oturmasinin uygun görülmemesi üzerine Yeni Sarayin insasina baslandigi ve sekiz yilda tamamlandigi açiklanir. Bu tarihçinin iddiasina göre Fatih, Eski Sarayi iki yil kadar kullanmis ve 1461 yilinda Yeni Saraya nakletmistir... Sonuç olarak Yeni Sarayin insa tarihinde bir görüs birligi olmayip insaatin ve bahçe ve havuz ve çesme gibi düzenlemelerin 1465ten baslayarak bir süre devami ile 1475 senelerine dogru tamamlandigi anlasilir...
Sedad Hakki Bey, Sarayin avlularini da su ilginç bakis açisiyla yorumluyordu:
(...) Meydani mesela Delhi Sarayi ile karsilastirirsak, aradaki büyük farki görürüz. Aslinda her iki hanedan dünya çapinda olmak iddiasinda olduklari halde, Osmanli devletinin önemi, kudret ve büyüklügü Babürogullari sülalesininki yaninda kiyas edilmeyecek derecede üstünlük tasirsa da, bina ve çevre bakimindan Delhi Sarayi degil, herhangi bir ikinci ve üçüncü derecede bir Hint sarayi ile bile boy ölçüsebilecek durumda degildir. Orada kudretli, hâkim ve disiplinli mimari karsisinda, burada adeta romantik, dogal ve serbest bir hava vardir, adeta bir köy meydani görünümündedir. Orta Kapi önüne gelince çeliski gittikçe büyür, Hindistandaki muazzam kale kapilari karsisinda Orta Kapi Kale eski kulesi haliyle son derece mütevazi ve önemsiz görünür.
Ikinci Avlu veya Divan Meydani, Sarayin en büyük mimari mekânidir. 170 metre uzunluk ve ortalama 110 metre genisliginde olan bu meydan zamanla çesitli fakat önemsiz degisiklikler geçirmistir. Meydani çevreleyen direklik bir tek katli ve iddiasizdir. Bu büyüklükteki bir meydana çerçeve teskil edebilecek önem ve agirlikta da degildir.
Karsimiza gelen Kapi Babüs-saade, simdiki haliyle dahi sevimlidir. Eskiden yalniz direkler araliginin bir miktar genisletilmesiyle ayirt edilirdi. Bu meydan, açik bir sekilde, bir mimari avlu olmak iddia ve niteliginde degildir, daha çok bir gezi yeri, revaklarla çevrili bir bahçe karakterini tasimaktadir.
Orta Kapidan girilince büyük bir sayvan gölgesinde meydani seyretmek mümkündür, evvelce bu büyük saçak da yoktu. Meydanin olusmasina yol açan Divan Odasi (Kubbealti) karsimizda sol kösededir, yani ka
Ürün Detayı
ISBN: 9789750813320
Yazar Adı: Önder Küçükerman
Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları
Dil: Türkçe
Cilt: Ciltli
En (cm): 22
Boy (cm): 29
Kağıt Cinsi: 1. Hamur
Sayfa Sayısı: 404
Baskı Sayısı: 2

Başa Dön