Yeni Üye | Üye Girişi | Sipariş Takibi | Favorilerim | Detaylı Arama | Yardım | Bize Ulaşın | Şifremi Unuttum | Bayi Girişi | Blog
Google+ FaceBook Twitter
Popup

adet sepetinize eklenmiştir.

Toplam Fiyat:

İdealar Kuramı

Gündoğan Yayınları
Adet:  
Seçtiğiniz adet sepete eklenecektir.
Fiyatlarımıza KDV dahildir.
%20 İndirim
Arkadaş Fiyatı: 11,2 TL
Etiket Fiyatı: 14 TL
Kazancınız: 2,80 TL
Kazanacağınız Puan: 22
Twitter Facebook Google + Tumblr More
Ürün Açıklaması

Günümüz insaninin dünyaya bakis açisi ve düsünce aliskanliklarinin kökenleri arastirildiginda Platon felsefesinin önemi ve önceligi israrli bir biçimde kendini hissettirir. Gerek felsefe tarihi gerekse düsünce tarihi açisindan Platon'un etkisiyle boy ölçüsebilecek bir baska düsünür gösterebilmek belki imkânsiz, fakat muhakkak ki son derece zordur. Çagimizin belli basli filozoflarindan Alfred North Whitehead Platon etkisinin boyutlarina isaret etmek maksadiyla, tüm bati felsefe geleneginin Platon'a bir dipnot oldugunu beyan etmistir. Bu ilk bakista abartili görünen ifâdedeki hakikat payi tahmin edilenin çok ötesindedir. Bati felsefe geleneginin ve dolayli olarak çagdas düsüncenin olusmasinda Platon'un bu denli etkin olmasinin Platon felsefesinden kaynaklanan çok çesitli sebepleri vardir. Ele aldigi konular, metodolojik yaklasimlari, problemleri ortaya koyus biçimi ve önerdigi çözüm yollari açisindan Platon felsefesi bati düsüncesinin yönünü tartisilmaz bir biçimde tayin etmis, gelecek nesillerin ufkunu çizmistir. Nitekim George Santayana, bir keresinde, Platonculugun bir gelenek olarak kaybedilmesi halinde bir ilham kaynagi olarak derhal yeniden canlandirilacagina dikkat çekmistir. Platonculugu bu denli önemli kilan sebeplerden biri süphesiz ki 'form' kavraminin ilk kez Platon felsefesiyle birlikde gün isigina çikmasidir. Bu kavram insan düsüncesinin sinirlarini bir anda öylesine genisletmistir ki, bu kavramdan vazgeçilecek olsa bugünkü anlamiyla düsünme islemi tümüyle felce ugrar, asinasi oldugumuz dünyaya bir anda yabancilasiriz. Bunun nedeni düsüncenin ancak bu kavramin sirtinda somutdan soyuta yükselebilmesi, bireyselligi asarak genel olani yakalayabilmesidir. Form kavrami insan düsüncesinin geneli kavrayabilme yetkisini betimlemis ve temellendir-mistir. Platon felsefesinin ortaya attigi Formlar teorisi düsünce gelenegimizde rakipsiz bir odak noktasi olusturmaktadir. Bu teori ile Platon tümelin varligini gün isigina çikartmis, açik ve seçik bir biçimde kavranabilmesini saglamistir. Böylelikle hem varligin, hem de düsüncenin sinirlarini bir daha geri dönülemeyecek bir biçimde genisletmistir. Platon Formlar teorisini dile getirdikten sonra karsimiza çikan dünyanin artik yepyeni bir çehresi, insan düsüncesinin ise yepyeni boyutlari vardir. Platon'un Formlar teorisini olusturmasi kolay olmamistir. Bu teori bir dehanin bir anlik bir bulusu olmaktan çok uzaktir. Tersine Platon Form kavramini belirlemek ve ifade edebilmek için çok büyük bir ugras vermis yogun bir düsünme ve çalisma faaliyeti sonucunda bu kavrami açikliga kavusturabilmistir. Hocasi Sokrates'in erdemi ve erdemleri arayisindan ve tanimlamaya çalismasindan yola çikan Platon, bu arayisda sakli olan evrenseli adim adim farketmis ve onu giderek açiklik kazanan bir kararlilikla ifade etmeye çalismistir. Formlar teorisi bu gayretin sonucu ve ürünüdür. Platon'un ancak orta dönem diyaloglarinda açiklik kazanan bu teori gerek Platon'un bundan sonraki yapitlarinda, gerekse Platon sonrasi felsefenin Platon yorumlarinda sürekli olarak gündemde kalmis, bir yandan baska baska felsefi açiklamalara bir ilham kaynagi olurken, bir yandan da kendisi ile ilgili çesitli yorumlarin hedefi olmaya devam etmistir. Platon'un böylelikle baslattigi diyalog kendinden sonra gelen düsünce akimlarinin kaderini kaçinilmaz bir biçimde etkilemistir. Formlar teorisinin felsefeye ve genelde düsünceye etkisi iki yönlü bir etkidir. Bir yandan felsefî düsünceyi genel geçerli dayanaklarla donatan bu teori öte yandan bu dayanaklarin mahiyeti konusunda yogun bir tartismanin tohumlarini ekmistir. Formun ne oldugu ve nasil bilinebilecegi problemi böylelikle felsefenin ana problemlerinden biri haline gelmis, o gün bugündür devam eden bir arayisin ve tartismanin yolunu açmistir. Bu baglamda Platon'un Formlar teorisinin nasil anlasilmasi gerektigi problemi de kaçinilmaz bir biçimde gündemde kalmaya devam etmistir. Zaman içerisinde belli basli düsünürler ve felsefi akimlar Platon'dan esinlenerek veya Platon'a tepki göstererek olusturduklari perspektiflerin isiginda Platon'un Formlar teorisini çesitli biçimlerde yorumlamislar, daha da ileri giderek bu yorumlar çerçevesinde Platon felsefesinin yapisi ve gelisme süreci hakkinda farkli farkli tezler gelistirmislerdir. Bati felsefe geleneginin basda gelen problemlerinden tümeller problemi Formlar teorisiyle baslamistir. Tümellerin varlik statülerini konu alan görüslerden bazilari tümellerin kendi içlerinde varolan seyler oldugunu (realizm) savunmus; bir baska gurup düsünür tümellerin ancak insan düsüncesinde kavramlar olarak varolabildigim, fakat bu kavramlarda belirtilen tümel özelliklerin bireylerde gerçekten mevcut olan özellikler oldugunu (konseptüalizm) benimsemis; bazilari ise tümellerin sadece dil ve düsüncede, dilin ve düsüncenin yapisi nedeniyle ortaya çikan genel terimler oldugunu, bireyleri, onlarin kendi içlerinde sahip olmadiklari bir yakistirma ile tanimladiklari görüsünü (nominalizm) ileri sürmüstür. Böylelikle tümeller problemi, tümellerin ontolojik statülerini ilgilendirdigi kadar, tümellerin bireylerle olan iliskileri ve bu baglamda bireylerin ne tür varliklar oldugu problemini de kapsamistir. Platon'dan bu yana geçen iki bin besyüz yillik dönemde, bu görüslerden herhangi birinin yayginlik ve etkinlik kazanmasina bagli olarak tümeller problemi kapsaminda tartisilan konularda farklilasmalar olmus, degisik konulara öncelik verilmistir. Realistler ve konseptüalistler tûmel-birey iliskisini ontolojik ve metafizik bir zeminde çözümlemeye çalisirken o/, ve töz, birlik ve çokluk, zorunluluk ve olumsallik, süreklilik ve degiskenlik gibi problemlerle ugrasmak zorunda kalmislar, buna karsilik nominalist egilimli görüsler epistemoloji agirlikli bir yaklasimla tümel ve tikel önermelerin yapisal özellikleri ve anlamlari üzerinde yogunlasan bir çalismaya yönelmislerdir. Bu egilimler arasinda yapilan tercih Platon yorumlarini de etkilemistir. Konuyu realist bir perspektif içerisinde ele alan görüs Formlar teorisini Platon felsefesinin belkemigi olarak kabul etmis, bu anlayis onsekizinci yüzyila kadar hakimiyetini korumustur. Onsekizinci yüzyildan itibaren Platon felsefesini evrimsel bir olusum süreci içerisinde ele almak anlayisi yayginlasmaya baslamis, bu egilimi gösteren yorumculardan bazilari bu evrimi sadece bir üslûp olarak kabul edip Formlar teorisinin Platon felsefesine basdan sona hakim oldugu görüsünü muhafaza ederken, diger bazi yorumcular Formlar teorisi konusunda Platon'un zaman içerisinde fikir degistirdigi ve giderek bu teoriden uzaklastigi görüsünü savunmuslardir. Bu egilim mantik ve dil felsefesi agirlikli analitik felsefe geleneginin bazi temsilcilerince Formlar teorisinin nominalist bir perspektifle yorumlanabilecegi görüsünün benimsenmesi sonucunu da dogurmus, bu kisiler Platon'un kendilerini önceledigini iddia etmislerdir. Bu denli çogulcu bir yoruma hedef olan Formlar teorisi, bu yorumlarla zayiflamak yerine giderek artan bir biçimde ilgi çekmeye ve önemini korumaya devam etmistir. Bu durum Formlar teorisinin sadece tarihsel bir önem tasimadiginin, öncelikle felsefenin kalici ve belirleyici problemlerini en çarpici bir biçimde gözler önüne serdiginin en saglam kanitini olusturmaktadir. Bu kitapda derlenen makaleler Formlar teorisi üzerinde odaklasan tartismayi günümüzde örneklemektedirler. Tartismanin henüz bitmedigi, tersine giderek yogunluk kazandigi ve israrli bir biçimde devam ettigi görülmektedir. Bu durum bir yandan felsefe konularinin sürekliligini ve evrenselligini kanitlarken, bir yandan da Platon felsefesinin zenginligine ve kaliciligina isik tutmaktadir. Felsefi etkinlik ve düsünce hayati söz konusu oldugunda Platon vazgeçilmez bir yol gösterici, güvenilir bir önder ve bitmez tükenmez bir kaynaktir. Platon'un düsüncelerini benimsesek de, tepki duysak da onunla diyaloga girmekden ve hesaplasmakdan kârli çikan gene biz oluruz. Bu ciltde yayinlanan makalelerin herbiri böylesine bir diyalogun ürünüdür. Bu seçkin çalismalarin dilimize çevrilerek Türk okurlarinin ve düsünürlerinin dikkatine sunulmasi süphesiz ki düsünce hayatimiza çok büyük bir fayda saglayacak, ülkemiz aydinlarinin Platon ile olan diyaloguna belirgin bir canlilik getirecektir. Bu hizmetden Türk düsünce hayatinin kârli çikacagina süphe yoktur. Dilegimiz odur ki bu çalismalar ülkemizdeki felsefî tartismalara sadece birer örnek olmakla kalmasin, yeni pek çok çalismaya yol açan bir uyanisin habercisi olsun. -Prof. Dr. Pinar Canevi 24.Nisan.1989- (Tanitim Bülteninden)

Ürün Detayı
ISBN: 9789755200019
Yazar Adı: Ahmet Cevizci
Yayıncı: Gündoğan Yayınları
Cilt: Ciltsiz
En (cm): 14.0
Boy (cm): 20.0
Kağıt Cinsi: Avrupa Okuma Kağıdı
Sayfa Sayısı: 147
Ağırlık (gram): 250

Başa Dön