Yeni Üye | Üye Girişi | Sipariş Takibi | Favorilerim | Detaylı Arama | Yardım | Bize Ulaşın | Şifremi Unuttum | Bayi Girişi | Blog
Google+ FaceBook Twitter
Popup

adet sepetinize eklenmiştir.

Toplam Fiyat:
Arkadaş Kitabevi > Kitap > M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları > Sosyoloji Açisindan Din; Dinin Sosyal Müesseseler Üzerindeki Tesirleri
Sosyoloji Açisindan Din; Dinin Sosyal Müesseseler Üzerindeki Tesirleri

Sosyoloji Açisindan Din; Dinin Sosyal Müesseseler Üzerindeki Tesirleri

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Adet:  
Seçtiğiniz adet sepete eklenecektir.
Fiyatlarımıza KDV dahildir.
%20 İndirim
Arkadaş Fiyatı: 12,8 TL
Etiket Fiyatı: 16 TL
Kazancınız: 3,20 TL
Kazanacağınız Puan: 26
Twitter Facebook Google + Tumblr More
Ürün Açıklaması
Bu bir din sosyolojisi çalismasidir. Özel maksadi, dinin bütün temel sosyal müesseselerdeki müsterek tesirinin olup olmadiginin arastirilmasidir. Çalismamiz dine ait genel ve fonksiyonel bilgilerden sonra, yedi esas üzerinde toplanmistir. Ahlâk, hukuk, ekonomi, san at, teknoloji, egitim, devlet ile dinin bagintilari, ayri ayri olmak üzere incelenmistir. Dinin bu müesseselerin herbiriyle münasebeti teker teker baslibasina genis birer arastirma konusu olmakla beraber, müsterek bir neticeyi görebilme imkâni için birlikte ele alinmistir. Bu yedi korelasyon arastirmasinda, müsterek neticeler gösterilmeye çalisilmistir.
Dinin diger sosyal müesseseler ile ayrilmaz bütünlügü, gün geçtikçe daha iyi anlasilmaktadir. Insanlarin, baslangiçtan beri, dinî hayat içinde bulunmalari bir tarafa, onun hakkinda ayrica arastirma yapmalari da çok eskidir. Ilkçagda, Ortaçag Bati ve Islâm dünyasinda, din hakkinda arastirma ve düsünceler eksik olmamistir. Fakat din ile cemiyet münasebetlerinin köklü bir sekilde ele alinmasi yenidir ve sosyolojinin gelismesinden sonra olmustur. Ancak bunun da baslangicinda, din ve cemiyet münasebeti incelenirken, dini, cemiyetin bir yansimasi seklinde gösteren teoriler boldur. Doktriner, tek faktörcü, tek modelci, teorik sosyoloji, bugün ragbet görmüyor. Ancak bize bazi temel bilgileri vermis olmasi bakimindan kiymet ifade ediyor. Fakat cemiyeti tanrilastiran bir sosyolojiye ancak tebessüm ediliyor. Dolayisiyle din ile cemiyet arasindaki baglantida, eski hâkimiyet kalkti. Bu konunun bir uzmani söyle der: "Din sosyolojisinde bütün mesele, din ve toplum arasindaki karsilikli münasebeti determinist degil, rölativist bir tarzda yorumlamaktir. Böylece dinin kökü baltalanmak yerine, daha da saglamlasmis olur."
Sosyolojiyle mesgul bazilarinin, gerek dini izah ederken, gerek din ile cemiyetin münâsebetini yorumlarken, ilmî ve tarafsiz olmak niyetiyle, fakat daha büyük tarafgirliklere duçar olduklarina sahit oluyoruz. Dini, insan hayatindan bagimsiz tabiatüstü bir gerçek olarak almayalim derken, sürekli degisen ve tenkitten, yanlisliklardan kurtulamamis ideolojilerin kurbani olmuslardir. Ya Durkheim in cemiyeti tanrilastirmasina, asla ispat edilmemis olan "herseyi toplumun doguruculuguna", ya Marksizmin alt yapi ve sartlar nazariyesine yahut da Freud ve benzerlerinin biyo-psikolojik determinizmine saplanmis, farkinda olmadan, dinin arkasinda bu gibi faktörler aramis, gerçekte tarafsizlikla ilgileri kalmamistir. Dini din olarak incelemekten çok, tabiat, cemiyet, tarih sartlarina bagimli bir olay olarak görmüs ve göstermislerdir. Mircae Eliade in dedigi gibi, süphesiz "tarihin disinda saf bir dinî olay mevcut degildir. Çünkü hiçbir olay yoktur ki ayni zamanda tarihî olay olmasin. Fakat dinî tecrübelerin tarihîligini kabul etmek demek, onlari dinî olmayan birtakim davranis sekillerine indirmek anlamina gelmez. Yani bir dinî verinin, daima bir tarihî veri oldugunu benimsemek, onu ekonomik, sosyal ve politik bir tarihe inhisar ettirmek demek degildir." Ilmî tavirda elbet bazi hususlara dikkat celbedilecektir. Fakat münhasiran meseleyi ircaci sekilde yorumlamak, pesin hükümle metafizik yönünü disari atmak, cemiyeti ve olaylari ihmal eden din yorumlari kadar ilim disidir. Bu, sosyolojinin metafizikle mesgul olmasi manâsina gelmez. Fakat halk kitlelerine mal olan ve sürüp giden bir olayin köklerini, ya hiç hüküm vermeden, aksedis sekillerini ve dogurdugu neticeleri, münâsebetler ve taskilâtlar agini arastirmalidir ki buna "dinî, iktisadî, içtimaî, tarihî sartlar doguruyor" seklindeki açik veya zimnî yargilardan kaçinmak da dahildir, yahut köklerini, bütün ihtimalleri gözönünde tutarak, hiçbirini hariç tutmadan, pesin hükümle reddetmeden, bütün yönlerini hesaba katarak anlatmak icabeder ki metafizik kökler de buna dahildir. Ilmî olan tutum budur.
Din sosyolojisinde büyük çapta zihniyet degisikligi oldugunu biliyoruz. Dine, ama evrensel dine sosyal fonksiyonlarin vazgeçilmez en büyügü olarak bakilmaktadir. Kültür ve sahsiyet, üst sistem, ideal kültür, ön plana geçmistir, Tevhid akidesini getiren evrensel din, her sahada oldugu gibi, sosyoloji sahasinda da çigir açmistir. Tevhid ve ilim, tevhid ve cemiyet, tevhid ve sosyo-kültürel yapi, tevhidin süper sistem olusturmadaki rolü, degisme, tekâmül ve tevhid inanci seklinde din sosyolojisi inkilâbina, her geçen gün yaklasilmaktadir. Çünkü bu konudaki kiymetli çalismalar onu gösteriyor.
Bu gelismeye ragmen sunu söylemeliyim ki, dindar çevrelerin, din sosyolojisine, genel olarak sosyolojiye, kusku ve küçümseme ile bakmalari, giderilebilmis degildir, Bunda pek hakli olmadiklari kanaatindeyim. Çünkü bir Müslüman olarak söyle düsünmek pekâla mümkündür: Sosyoloji, Ilâhi nizâmin içinde yerini alan olaylar zincirine, yani cemiyete ait kurallara ve isleyise bakiyor. Tipki fizik, kimya, biyoloji gibi. Fizik, kimya, biyoloji kanunlari nasil kendi basina (kendiliginden) imis gibi göründügü halde, aslinda Ilâhi nizâmin, Ilâhi determinizmin içinde ise, cemiyet kanunlari ve isleyisi de öyledir. Hatta sosyoloji, beserî bir ilim olmasi hasebiyle, dinî anlayisa, madde ilimlerinden daha yakindir. Anlama, sirlari görebilme gibi, varlik bütünlügünün canli, seyyal, dinamik bir parçasi olan cemiyetin ne ve nasil oldugu, nasil isledigi hakkinda saf bir gaye yaninda, sosyal determinizmi kesfederek, egitim ve ögretimi, ekonomiyi, hukuku düzenleme, sosyal yaralari tamir etme gibi pratik gayelerini düsünürsek, pesin hükümlerden belki kurtulabiliriz.
Fizik ve kimya kanunlarinin bir kismini da olsa bilmeseydik, bugün havada uçmamiz, denizde yüzmemiz, radyo dinlememiz gerçeklesmeyecekti. Hayat kanunlarini kismen de olsa bilmeseydik, hastaliklara çare bulamayacaktik. Bütünün içinde yer alan ve sirlar ihtiva eden insan cemiyetlerini, kesfedilecek kanun ve kurallarin disinda saymak, dogru degildir. Bu cemiyetler ki essiz hakikat yolunu, din gibi bir vakiayi, rahminde barindirmaktadir.
Biz çalismamizda, önce dinin genel mahiyetini, Islâmiyet in bakis tarzini, dinin sosyal hayatla genel münâsebetini ve sonra sosyal müesseselerle teker teker ilgisini gözden geçirdik. Bu ilgi içinde dinin karakterini, tesir gücünü tesbite gayret ettik. Daha derin ve özel çalismalara ihtiyaç duyuldugunu belirtmek görevimizdir.
Ürün Detayı
ISBN: 9789755480312
Yazar Adı: Yümni Sezen
Yayıncı: M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Dil: Türkçe
Cilt: Karton
En (cm): 16
Boy (cm): 23,5
Kağıt Cinsi: Avrupa Okuma Kağıdı
Sayfa Sayısı: 248
Baskı Sayısı: 4

Başa Dön