Yeni Üye | Üye Girişi | Sipariş Takibi | Favorilerim | Detaylı Arama | Yardım | Bize Ulaşın | Şifremi Unuttum | Bayi Girişi | Blog
Google+ FaceBook Twitter
Popup

adet sepetinize eklenmiştir.

Toplam Fiyat:
Arkadaş Kitabevi > Kitap > Belge Yayınları > Takibat Tehcir Ve İmha
Takibat Tehcir Ve İmha

Takibat Tehcir Ve İmha

Belge Yayınları
Adet:  
Seçtiğiniz adet sepete eklenecektir.
Fiyatlarımıza KDV dahildir.
Stokta var
%26 İndirim
Arkadaş Fiyatı: 17,02 TL
Etiket Fiyatı: 23 TL
Kazancınız: 5,98 TL
Kazanacağınız Puan: 34
Twitter Facebook Google + Tumblr More
Ürün Açıklaması
Osmanlı İmparatorluğu’nda
1912-1922 Yıllarında Anadolu
Hıristiyanlarına Yönelik Yaptırımlar

1908/İkinci Meşrutiyet Hıristiyan Unsurlar İçin bir Umut Değildi
Sait Çetinoğlu
1908’i Anadolu’nun kadim halkları büyük umutlarla karşılasalar da, 1908 Anadolu’nun kadim halkları açısından bir aldatmacadır. Anayasal reform sözleri sorunu geleceğe yayarak çürütmeye yöneliktir. Çürütme sürecinde fırsat bulunduğunda sorun ortadan kaldırılır.
Sorun çözmek bu coğrafyanın halkları için her zaman tehlikelerle doludur. Bu coğrafyada ne zaman tanzimat, ıslahat ve reform sözcükleri telaffuz edilse arkasından bir toplu katliam gelmektedir. 19.Yüzyılın başından itibaren reform sürecindeki toplu katliamların kronolojisine baktığımızda kurbanların sayısı milyonlarla ifade edilmektedir.
Osmanlı Parlamentosundaki Rum milletvekilleri tarafından daha 1910’da hükümete sunulan muhtıranın girişi çok erken tarihli bir umut kırıklığını ifade etmesinin yanında Jöntürk yönetiminin maskesinin düşmesini ifade eder:
Maalesef, hemen Anayasa’nın ilanından sonra, Osmanlı İmparatorluğu’undaki diğer uluslara yönelik en içten ve en kardeşçe duygular içinde olmamaktan kaynaklanan sayısız olay, Rumların umutlarını kırmaya yardım etti ve etmektedir…
Anayasanın ilk iki yılı boyunca Hıristiyan unsurların açık bir şekilde zararına olan Jöntürkler’in yaptıkları şeylerin güncel bir anlatısı olan bu belgenin sonuç bölümünde Rum unsurların özelinde Hıristiyan unsurların maruz kaldığı muameleyi özetlemektedirler:
…Bütün bu davranışlar, Rum ulusal bilincinde bir kanaati kesinleştirmektedir; Rum halkı köleleşmiş bir halk olarak görülmektedir, kimin daha aşağı bir pozisyonda tutulacağı Hükümetin dahili politikasının amaçlarından biridir; tam da istibdat rejimi altındaki gibi, bu politika, Rum halkındaki güven eksikliğini ve onun gelişmesini engelleme eğilimini devam ettiriyor. Şimdi her zamankinden daha fazla, Rumlar’ı, “ulusal” Türkleştirme politikasına maruz bırakmak için Anayasa’daki “Osmanlı Milleti” terimini kullanmaya yönelik bir eğilim var.
Osmanlı milleti yada ‘Millet-i Osmaniye kavramının açık karşılığının Türk olduğunu söylemek gereksizdir. İttihat ve terakki yöneticileri Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük aynı şeyi ifade etmektedir: Türkçülük!
Maske çok kısa zamanda düşer, bu bakımdan 1909 Kilikya olayları gerçek bir provadır.
Jöntürklerin gizli bir ajandaları olduğu gibi, iktidara geldiklerinde önlerinde öncüllerinden kalan hazır bir proje bulurlar. Ajandalarıyla öncüllerinden kalan proje birbirleriyle uyumludur. Jöntürklerin öncülleri, Hamid’in birlik ve selamet projesiyle bu coğrafyanın kadim halklarının selameti sistematik olarak ebediyen ortadan kalkma süreci başlamıştır. 1894-96 Katliamları bu projenin tatbikatıdır. Jöntürkler Hamidin bu projesine sahip çıkıp, ajandalarının en önemli maddelerinden biri etnik temizlik’i başa alarak gündemlerini Soykırımla sonuçlandırırlar. 1915 doruk noktasıdır.
Aslında 1908 öncesi Balkanlarda ve özellikle Makedonya bölgesinde Jöntürk yöneticilerinin eylemleri de bu konudaki en açık ipuçlarından biridir. Grenebeli Bekir Fikri ve Enver’in amcası Halil (Kut) Paşa’nın anıları da bu açıdan öğretici örneklerdir. Talat ve diğerleri de bu konuda açıktırlar. Bunların en önemlilerinden biri olan Jöntürklerin ideologu, örgütleyicisi ve eylemcilerinden Soykırım faili Dr. Nazım tarafından daha 1908’de Ağustos’unda İzmir’de Yunanistanlı gazeteciye, coğrafyanın kadim halklarının kazınmasına ilişkin ajandasını pervasızca açıklayarak olacakların bir kronolojisini verir. Kastetti¬ğimiz, her fedakârlığa katlanarak yurdumuzun ele¬manlarının tek bir ulus ve tek bir İslam dini fikri¬ni benimsemeleri için çalışacağız, öyle ki çoğunluk veya azınlıklar, Elenler, Türkler, Ermeniler ve Ya¬hudiler söz konusu olmasın, “sizler ve bizler” diye bahsedilmesin, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Muse¬vilik ilk planda olarak insanları gruplara ayırmasın, fakat istisnasız hepimiz bağlı kalacağımız tek bir Müslüman ülke içinde birleşme idealini ön planda tutmalıyız.
II. Jöntürk döneminin en önemli figürü TC’nin kurucularından İsmet İnönü’nün Dr. Nazım’a ilişkin “büyülenmiştim” sözü, Soykırımın Kemalist dönemdeki tamamlanma sürecini açıklayacaktır. Nitekim 1922 eylülünde İzmir’de Hıristiyan hayatı ucuzdur ve Kemalistlerin 1922 Eylülündeki eylemlerini Konsolos Horton şu sözlerle özetler. Ermeniler’i yok etmek ve boş zamanlarda da Rumlar’la ilgilenmek üzere belli bir plan var gibiydi, Altın vuruş İzmir sokaklarında 1922 Eylülünde tamamlanır. Nitekim olaylar, Dr. Nazım’ın çizdiği çerçevede gerçekleşecek ve Osmanlı coğrafyası Müslüman-Türklerin dışındaki unsurlar açısından kan gölüne çevrilerek Osmanlı coğrafyasının kadim halkları tarihsel topraklarından kazınacaktır.
Özellikle, Selanik’te Ekim 1911’de İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından alınan kararlar sonrasında Türk ve Müslüman olmayan unsurlara karşı baskı politikası sistematik bir hal alarak resmi bir programa bağlanacaktır. Alınan kararlar ibret vericidir. Bu kararlar Osmanlı coğrafyasının kadim halkları açısından artık sonun başlangıcıdır:
Jöntürklere göre; İmparatorluğun varlığı, Jön-Türk Cemiyetine ve bütün muhalefetin yok edilmesine bağlıdır… Muhalefet kavramından da asimile olmamakta direnen Hıristiyanları anlamalıyız.
Süreci ve sonucu yıllar önce İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1907 Birlik Kongresinde Prens Sabahattin Bey açıkça ifade etmiştir:
“Ecnebi devletlerin dahili işlerimize karışmaları her zaman reddedilmiş olmakla beraber, memleketimizde ecnebi müdahelesi olmadan ıslahat yapılabileceğini tasdik edemeyiz. Biz ancak ecnebi devletlerden çekinerek bizimle beraber yaşayan Hristiyanları muhafaza ebebildik. Ecnebi devletlerden korkmasaydık bütün Hıristiyanları, bilhassa Ermenileri, tek bir kişi bırakmayıncaya kadar katlederdik…”
Prens Sabahattin’in sözlerine ilave dilecek bir şey var mıdır…
Süreç tam da Prens’in sözlerine uygun gelişir: Savaş ortamında Avrupadan gelen korku Almanyanın cesaretlendirmesiyle ortadan kalktığından, Hamid’den beri yürürlükte olan birlik ve selamet projesinden dışlanarak ümmet içinde tarif edilmeyen Hıristiyan unsurlar için selamet ebediyen ortadan kalkarak bu coğrafyanın kadim halklarının Soykırımı ile sonuçlanarak tarihsel coğrafyalarından kanla kazınırlar. Bu kazınma işleminin 1915 öncesi ve sonrası arasında ufak tefek nüanslar olsa da kesintisizlik günümüze uzanır.



Ürün Detayı
ISBN: 9789753441377
Yazar Adı: Tessa Hofmann
Yayıncı: Belge Yayınları
Çeviren: Suzan Zengin
Dil: Türkçe
Cilt: Karton
Kağıt Cinsi: Avrupa Okuma Kağıdı
Baskı Sayısı: 1

Başa Dön