Yeni Üye | Üye Girişi | Sipariş Takibi | Favorilerim | Detaylı Arama | Yardım | Bize Ulaşın | Şifremi Unuttum | Bayi Girişi | Blog
Google+ FaceBook Twitter
Popup

adet sepetinize eklenmiştir.

Toplam Fiyat:
Tasavvuf ve Tarikatlar

Tasavvuf ve Tarikatlar

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Adet:  
Seçtiğiniz adet sepete eklenecektir.
Fiyatlarımıza KDV dahildir.
%20 İndirim
Arkadaş Fiyatı: 20 TL
Etiket Fiyatı: 25 TL
Kazancınız: 5,00 TL
Kazanacağınız Puan: 40
Twitter Facebook Google + Tumblr More
Ürün Açıklaması
Tasavvufu "insanin lehinde ve aleyhinde olan seyleri bilip" hâlen yasamasi olarak da tarif edebiliriz.
Din mücerret bir mefhum olmadigi gibi, sâdece sekil ve merasimler toplulugu da degildir.
Ilâhî olma özelliklerini kaybetmis dinlerin kullandiklari müsterek sembollerin hakikat cihetinden degerlendirildigi ve her dinde degismeyen asgarî müstereklerden hareket edildigi zaman farkli dinlere mensûb insanlarin birbirine yaklasmasi daha kolay olacaktir.
Kur ân-i Kerîm de mevcûd kissalari, ayrica bu mülâhazalarla okuyup degerlendirmek ve günümüze kadar bu degerlendirmeleri yapanlarin eserlerini incelemek, irsâd noktasindan önemli adimlarin atilmasina vesile olacaktir.
Peygamberler ümmetlerinin istidadina uygun olani teblig etmislerdir. Peygamber (s.a.J den sonra gelen bütün insanlar kiyamete kadar Muhammedi istidada sahip olarak yasarlar. Bu yüzden Muhammed ümmeti "ümmet-i icabet" ve "ümmet-i davet" olarak iki kisimda degerlendirilmistir. "Ümmet-i icâbet"in vazifesi bir taraftan kendi içbirligini ve Islâmî kemâlini temin etmek, diger taraftan da "ümmet-i dâvet"i irsâd için faaliyet göstermektir.
Dînin bilgiden ziyâde sevgiyle alâkali oldugu göz ardi edilmemelidir. Gönülsüz, ruhsuz, sevgisiz bir irsâd, irsâd degildir. Bürûdet kalblerdeki aski, sevgiyi öldüren, söndüren, gönül aynasini bulandiran bir vasiftir.
Islâm sâdece secdeye egilen basimizda, Kur ânla nûrlanan yüzlerimizde, ezan sesleriyle cosan gönüllerimizde yasamalidir.
Islâm ahlâki, Kur ân ahlâkidir. Sevgisi, iztirâbi, çilesi ve fedâkârligi olmayan kimseler bu ilâhî nurdan mahrum olurlar. Hâriçte zahir olan hakikatler birbirinden ayrilmis gibi görünebilirler; fakat bunlarin hepsi insanda tek sey hâlinde bulunur. Islâmî ilimleri fikih, tefsir, hadis, kelâm, tasavvuf vs. olarak ayri ayri saymak mümkündür. Bunlarin hepsi bin Müslüman da birlesmistir.
Gönül toprak altinda çürümez; bu yüzden gönül mahsûlü olan seyler ebedilesir. Dünyâdaki hizmetlerini berzah âleminde de devam ettiren gönül erlerimiz hâlâ aramizda yasiyor, biz öldükten sonra da yasayacaktir. Gerçek ideale ulasmak servetsiz, söhretsiz ve devletsiz ilâhî irâdeyle kucaklasmaktir.
Islâm in çizdigi çizginin disinda, farkli mülâhazalarla çizilen çizgiler, dînin haram kildigi zümreciligi ve ihtilâfi celbeder. Bu davranislar sevgisiz bir topluluk meydana getirir.
Islâm tasavvufunu târihî seyriyle asir-be-asir degerlendirmek, her devri kendi içtimaî yapisi içinde ele alarak incelemek, birçok pesin hükümleri ve yanlis anlamalari zihinlerden silecektir.
Tarîkatleri, tasavvuf için bir vâsita olarak kabul etmeliyiz. Mezheblerin zuhurundan önce de îtikad ve amele âit hükümler bulundugu gibi, tarîkatlerden önce de tasavvuf ayni minval üzere yasaniyordu.
Bir düsünceyi, fikri, duyguyu, çesitli meslekleri kendi hâline terketmek, kaliciligini ve gelismesini tehlikeye sokar. Spor, bütün beden hareketlerini içine alan bir mefhumdur. Kulüpler bu faaliyetleri bir disiplin altina alan ve iyi sporcu yetistirmeyi amaçlayan müesseselerdir. Onlarsiz da spor yapilabilir; fakat spordan beklenen verimlilik ve fayda saglanmis olamaz.
Biz bu iddiasiz kitabimizda tasavvufu ve müesseselerini -müfredatin fazlaligindan dolayi- muhtasar olarak ele alabildik.
Din psikolojisi ve din sosyolojisi mütehassislari için en büyük malzemenin, tasavvuf ve onun bir teskilâti durumunda olan tarîkatlerde bulunabilecegini hatirlatmak isteriz.
Milletler bâzi bilgileri zamanla kaybetmis olabilirler. Bu "yitik"in nerede bulunursa alinmasi peygamber fermanidir. Yabanci malzemelerle hazirlanmis ilimlerin nakli ise, milletlerin hafizalarini ve dehâ eserlerini yok eder.
Ilim taliplerinin her mevzu için ayri ayri arastirma alanlari tesbit etmeleri pekçok istifhamlari da ortadan kaldiracaktir.
Tasavvufun dogusu, ilk mutasavviflar ve o devirde yazilmis temel eserlerin çok dikkatle okunmasi, istilah ve sembollerin, bilhassa psikologlar tarafindan incelenmesi, tasavvufi özelliklerin hedefledigi faydalarin da göz önünde tutularak degerlendirilmesi ve bu hususlarda müstakil eserler yazilmasi, insanlik için büyük faydalar saglayacaktir.
Tasavvufun özellikleri bölümünde mevcûd mevzular, daha genis bir tarzda ele alinabilir; seyh-mürid münâsebetleri, halvet ve zikir gibi hususlarin ferde ve cemiyete saglayacagi faydalar, çesitli yönleriyle açiklanabilirdi. Müfredatin fazlaligi buna da imkân vermemistir.
Makâmât ve ahvâl cümlesinden olan çesitli istilahlar, ilk kaynaklardan itibaren, zamanimiza kadar, çok az degisikliklerle îzâh edilmistir. Biz bu istilahlardan da bir kismina yer verebildik.
Müslümanlara bakip, Islâmiyet hakkinda kanâat sahibi olmak ne kadar yanlissa, aslindan uzaklamis veya uzaklastirilmis tasavvuf müessese ve mensûblarina bakip hüküm vermek de o kadar yanlistir.
Ihtilâf, beserî bir vasfimizdir. Islâm i bir bütün olarak yasamak, ilâhî irâdeyle kucaklasmak güzel bir idealdir; fakat bunu hayâtinda kaç kisi basarabilmistir?
Islâm âleminde zuhur eden düsünce ve fikirlerin bütünüyle Hak ve hakikati ifâde ettigini iddia edemeyiz. Yanilmazlik vahyin bir neticesi olan Kur ân-i Kerîm ve sahih hadislerdedir. Bâtinîlik, âyet ve hadîsleri her mezheb veya teskilâtin kendine göre yorumlari, fikihta ve kelâmda meydana gelen firkalar; firâk-i dâlle ve firkayi nâciye tâbirleri, ihtilâflarla dolu bir dünyâda yasadigimizin habercileridir.
Bu tür hallerin tasavvuf adi altinda da olabilecegini, digerleri gibi tabiî görmek lâzimdir.
Ayrica tarîkatlerin baslangiçtan zamanimiza kadar geçirdigi safhalari, faaliyetleri ve içtimâi hayattaki yerleri hakkinda da arastirmalara ihtiyaç vardir.
Tasavvufun tefekkür ciheti ayri bir arastirma mevzuudur. Su âna kadar bu hususla alâkali ciddî bir çalisma yapildigini söyleyemeyiz.
Kitapta yer alan "Vahdet-i Vücûd" ile alâkali bölümü, diger mevzular gibi muhtasar bir tarzda ele alabildik. Bu bahislerle alâkali temel eserlerin nesrinin, ilerde müstakil te lif kitaplarin yazilmasina vesile olacagina inaniyoruz.
Yine kitapta yer alan tarîkatlerin her biri hakkinda ayri ayri bilgi vermek mümkün olmadi. Anadolu da yasamis ve yasayan tarîkatleri kisa da olsa tanitmayi hedefledik.
Kitabin tarîkatler kisminin sonuna ilâve ettigimiz "Ahmed Rifâi"ye âit bölümü Fakültemiz ögretim üyesi sayin Prof. Dr. Mustafa Tahrali hazirlamistir. Bu zahmetinden dolayi kendisine tesekkür borçluyum.
Yayina hazirladigimiz bu son baskida yer yer ilâveler yapilmis, kitab bastan sona kadar tekrar elden geçirilmistir.
Ürün Detayı
ISBN: 9789755480503
Yazar Adı: Selçuk Eraydin
Yayıncı: M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Dil: Türkçe
Cilt: Ciltsiz
En (cm): 16
Boy (cm): 23,5
Kağıt Cinsi: Avrupa Okuma Kağıdı
Sayfa Sayısı: 520
Baskı Sayısı: 2

Başa Dön